Kızım doğduğu gün kucağıma aldığımda aklıma ilk gelen, “Ben ne zaman
büyüdüm ki, çocuğum oldu?” sorusuydu...
Kreşe giderken erkek çocukların ondan hoşlanması doğal olarak
kızımın da hoşuna gittiğinden eve gelirken yolda anlatıyordu normal bir şeymiş
gibi. Ben de kızmadan güzelce dinliyordum. Şu anda ilkokul 4’e gidiyor ve hala
aynıyız. Kimse anlayışlı ve çağdaş bir baba olduğum için böyle yaptığımı
zannetmesin! Her baba doğduğu günden itibaren periyodik olarak kızının bir gün
sepetin biriyle evleneceği ve babasını bırakıp gideceği paranoyasıyla yaşar.
Sepet dedim diye kimse alınmasın, benim gözümde bir gün kızıma talip olacak
kişi için yayınlanabilecek en hafif yakıştırmayı kullandım. Bu sepet, yaşadığım
sürece en büyük düşmanım olacaktır. Kimse kızımın düğününde eğlenmemi de
beklemesin çünkü bu benim için düğün değil yas günüdür ve bitmeyecek bir
savaşın ilk meydan muharebesidir.
O gün çok eğlenen sepet, bir fatih edasıyla tüm hısım akrabaya
zaferini ilan ederken, bir günlük geçici fetih kutlamalarının ardından, tam
olarak kucağıma düştüğünün farkına vardığında, sallanan kırmızı koltuğumda
oturup onun kuyruğunu elimden kurtarma çabasını izleyeceğim, daha büyük ve uzun
süreli bir eğlencenin ana malzemesi olduğunu o zaman anlayacak.
Evet, ben de bir zamanlar aynı kategoride yer almıştım ama benim
kayınpederim pek hüzünlü görünmüyordu o nedenle kendimi suçlu veya lanetlenmiş
hissetmiyorum. Baba kuzusu bir kadınla evlenmediğim için de kendimi şanslı
hissediyorum ancak bu benim damadım olacak sepet için geçerli değil. Şu anda nerelerde
ne yapıyordur bilmiyorum ama hayatının beni tanıdıktan sonrası pek keyifli
olmayacağı için kızımı tanıyana kadar hayatın tadını çıkarmasını öneririm.
Tabii ki kızımın da benden bağımsız olarak onun hayatını zindan edebileceğini
bilecek kadar kadınları da tanıyorum. Ayrıca bu dönemde kadınlardan taraf
olacağımı da belirtmeme gerek yok.
Adından ziyadesiyle rahatsız olduğum kız isteme ritüelinin de biçimi ve yapısı değişmelidir. Sepet,
büyükleriyle gelir ve çok gergindir – ki olmalıdır- büyüklerden seçilen kişi
“Allah’ın emri peygamberin kavliyle bir tanecik kızınızı oğlumuz sepet’e
istiyoruz” diyerek ritüeli başlatır. Hop!!!
Neden ben kızımı veriyorum? Onlar bana oğullarını versinler. Gelsinler
efendi gibi “Allah’ın emriyle oğlumuz sepeti vermeye geldik, ip bağlayıp
balkondan sarkıtırsınız bakkaldan bir şey alınacağı zaman lazım olur” desinler.
Bir de övgüler olacaktır ancak hiç aldırmayacağım.
“Oğlumuzun içkisi, kumarı, uyuşturucusu, travestisi yoktur, çok
güzel işi vardır, dümdüz, renksiz, gerizekalı ve beceriksizdir, üstelik
kılıbıktır, höt! dedin mi susar...”
Bana böyle bir şeyi satamayacaklarını bilmeleri için kesinlikle bu
sepetten daha az salak olmaları gerekiyor. Aksi takdirde bu, aptallığın önceden
tahmin edilebilirliğini hafife almaktır. Yanlıştır...
Hatta kızımı istemeye gelirken çiçek-çikolata getirip yalakalık
yapmayın. İki katını vereyim oğlanı da alın sktr olun gidin.
Bu ilk adım, daha bunun sözü var, nişanı var, nikahı var, düğünü
var... Bir de bunlar bittikten sonrası var. Bir gün gelip kızımı vermeye mecbur
kalacağımı düşünüp gülenler var. Tabii ki kızımın sevdiği biriyle evlenmesini,
yuva kurmasını, torunlarımı sevmeyi ben de istiyorum ama bu benim tadını
çıkaracağım kısmı, sepetin değil! Mantığımı ve acıma duygumu tamamen tak-çıkar
olarak kullanacağım bu dönemde, kızımı gerçekten mutlu etse bile bu hafifletici
neden olarak kesinlikle kabul edilmeyecektir.
Ayrıca kızımı da düzenli olarak uyarıyorum, “Bütün tezgahlarınızı
biliyorum, beni kandıramazsın ona göre ayarla kendini” diyorum ve bunları
nereden bildiğimi tabii ki ona söylemeyeceğim, belki ileride kendisi anlar ama
önemi yok. Benim bu tür hazırlıklar yapıp tedbirler alıyor olmam kızıma talip
olacak sepeti özel kılmıyor, aksine benim için alelade bir varlık.
Benimki gibi baba kuzusu olarak büyüyen bir kıza zarar vermeden önce
neleri göze aldığını düşünmeli insan çünkü baba bunu öğrendiğinde ortaya
çıkacak katliamı timsahların arasına düşen geyik bile görmedi. Yaşı, vasfı,
varlığı veya makamı hiç farketmez, kaybedeceği şeyleri bir daha asla yerine
koyamayacaktır.
Bir gün gelip kızım “baba ben evlenmeye karar verdim” dediğinde,
muhtemelen tüm moralim çökecek, gözlerim önce kızaracak, sonra damlalar
yanağımdan aşağı akıp gidecek. Belki şimdi bile yorgun olan kalbim biraz
zorlanacak. Ama her baba bilir ki, böyle durumlarda tek dua kızının mutlu
olması üzerinedir. Onu ilk kucağıma aldığım an, uykudan kalkıp nefes alıyor mu
diye kontrol ettiğim geceler, sırf boynuna sokulup koklamak için üşenmeden traş
olmam...İlk iğne yapıldığında “Allah’ım ona bir tane yerine bana yüz tane iğne
yapılsa keşke” diye dua ettiğim hastane nöbetleri, ilk “Baba” dediğinde
duyduğum sevinç, hele ilk adımları... Hepsi birer birer geçecek gözümün önünden
şimdi olduğu gibi.
İşte gözyaşlarının damarlarında kızgın lavlar gibi dolaştığı ve bir
erkeğin gerçekten içi yandığı için ağladığı an budur!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder