6 Mart 2013 Çarşamba

Kız isteme ritüeli


Kızım doğduğu gün kucağıma aldığımda aklıma ilk gelen, “Ben ne zaman büyüdüm ki, çocuğum oldu?” sorusuydu...


Kreşe giderken erkek çocukların ondan hoşlanması doğal olarak kızımın da hoşuna gittiğinden eve gelirken yolda anlatıyordu normal bir şeymiş gibi. Ben de kızmadan güzelce dinliyordum. Şu anda ilkokul 4’e gidiyor ve hala aynıyız. Kimse anlayışlı ve çağdaş bir baba olduğum için böyle yaptığımı zannetmesin! Her baba doğduğu günden itibaren periyodik olarak kızının bir gün sepetin biriyle evleneceği ve babasını bırakıp gideceği paranoyasıyla yaşar. Sepet dedim diye kimse alınmasın, benim gözümde bir gün kızıma talip olacak kişi için yayınlanabilecek en hafif yakıştırmayı kullandım. Bu sepet, yaşadığım sürece en büyük düşmanım olacaktır. Kimse kızımın düğününde eğlenmemi de beklemesin çünkü bu benim için düğün değil yas günüdür ve bitmeyecek bir savaşın ilk meydan muharebesidir.

O gün çok eğlenen sepet, bir fatih edasıyla tüm hısım akrabaya zaferini ilan ederken, bir günlük geçici fetih kutlamalarının ardından, tam olarak kucağıma düştüğünün farkına vardığında, sallanan kırmızı koltuğumda oturup onun kuyruğunu elimden kurtarma çabasını izleyeceğim, daha büyük ve uzun süreli bir eğlencenin ana malzemesi olduğunu o zaman anlayacak.

Evet, ben de bir zamanlar aynı kategoride yer almıştım ama benim kayınpederim pek hüzünlü görünmüyordu o nedenle kendimi suçlu veya lanetlenmiş hissetmiyorum. Baba kuzusu bir kadınla evlenmediğim için de kendimi şanslı hissediyorum ancak bu benim damadım olacak sepet için geçerli değil. Şu anda nerelerde ne yapıyordur bilmiyorum ama hayatının beni tanıdıktan sonrası pek keyifli olmayacağı için kızımı tanıyana kadar hayatın tadını çıkarmasını öneririm. Tabii ki kızımın da benden bağımsız olarak onun hayatını zindan edebileceğini bilecek kadar kadınları da tanıyorum. Ayrıca bu dönemde kadınlardan taraf olacağımı da belirtmeme gerek yok.

Adından ziyadesiyle rahatsız olduğum kız isteme ritüelinin de  biçimi ve yapısı değişmelidir. Sepet, büyükleriyle gelir ve çok gergindir – ki olmalıdır- büyüklerden seçilen kişi “Allah’ın emri peygamberin kavliyle bir tanecik kızınızı oğlumuz sepet’e istiyoruz” diyerek ritüeli başlatır. Hop!!!  Neden ben kızımı veriyorum? Onlar bana oğullarını versinler. Gelsinler efendi gibi “Allah’ın emriyle oğlumuz sepeti vermeye geldik, ip bağlayıp balkondan sarkıtırsınız bakkaldan bir şey alınacağı zaman lazım olur” desinler.

Bir de övgüler olacaktır ancak hiç aldırmayacağım.

“Oğlumuzun içkisi, kumarı, uyuşturucusu, travestisi yoktur, çok güzel işi vardır, dümdüz, renksiz, gerizekalı ve beceriksizdir, üstelik kılıbıktır, höt! dedin mi susar...”

Bana böyle bir şeyi satamayacaklarını bilmeleri için kesinlikle bu sepetten daha az salak olmaları gerekiyor. Aksi takdirde bu, aptallığın önceden tahmin edilebilirliğini hafife almaktır. Yanlıştır...

Hatta kızımı istemeye gelirken çiçek-çikolata getirip yalakalık yapmayın. İki katını vereyim oğlanı da alın sktr olun gidin.

Bu ilk adım, daha bunun sözü var, nişanı var, nikahı var, düğünü var... Bir de bunlar bittikten sonrası var. Bir gün gelip kızımı vermeye mecbur kalacağımı düşünüp gülenler var. Tabii ki kızımın sevdiği biriyle evlenmesini, yuva kurmasını, torunlarımı sevmeyi ben de istiyorum ama bu benim tadını çıkaracağım kısmı, sepetin değil! Mantığımı ve acıma duygumu tamamen tak-çıkar olarak kullanacağım bu dönemde, kızımı gerçekten mutlu etse bile bu hafifletici neden olarak kesinlikle kabul edilmeyecektir.

Ayrıca kızımı da düzenli olarak uyarıyorum, “Bütün tezgahlarınızı biliyorum, beni kandıramazsın ona göre ayarla kendini” diyorum ve bunları nereden bildiğimi tabii ki ona söylemeyeceğim, belki ileride kendisi anlar ama önemi yok. Benim bu tür hazırlıklar yapıp tedbirler alıyor olmam kızıma talip olacak sepeti özel kılmıyor, aksine benim için alelade bir varlık.

Benimki gibi baba kuzusu olarak büyüyen bir kıza zarar vermeden önce neleri göze aldığını düşünmeli insan çünkü baba bunu öğrendiğinde ortaya çıkacak katliamı timsahların arasına düşen geyik bile görmedi. Yaşı, vasfı, varlığı veya makamı hiç farketmez, kaybedeceği şeyleri bir daha asla yerine koyamayacaktır.

Bir gün gelip kızım “baba ben evlenmeye karar verdim” dediğinde, muhtemelen tüm moralim çökecek, gözlerim önce kızaracak, sonra damlalar yanağımdan aşağı akıp gidecek. Belki şimdi bile yorgun olan kalbim biraz zorlanacak. Ama her baba bilir ki, böyle durumlarda tek dua kızının mutlu olması üzerinedir. Onu ilk kucağıma aldığım an, uykudan kalkıp nefes alıyor mu diye kontrol ettiğim geceler, sırf boynuna sokulup koklamak için üşenmeden traş olmam...İlk iğne yapıldığında “Allah’ım ona bir tane yerine bana yüz tane iğne yapılsa keşke” diye dua ettiğim hastane nöbetleri, ilk “Baba” dediğinde duyduğum sevinç, hele ilk adımları... Hepsi birer birer geçecek gözümün önünden şimdi olduğu gibi.

İşte gözyaşlarının damarlarında kızgın lavlar gibi dolaştığı ve bir erkeğin gerçekten içi yandığı için ağladığı an budur!

En temiz yağmur, bir damla evlat sevgisidir. Seni seviyorum kızım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder